Batılı analistler gelişmekte olan pazarlardaki finteki ele alırken bunu çoğu zaman bir “yetişme” hikâyesi olarak kurgular: nakitten mobil ödemelere sıçramak, kâğıdın yerine uygulamaları koymak. Bu bakış açısı daha derindeki fırsatı gözden kaçırıyor: Eski altyapının hiçbir zaman tam olarak yerleşmediği pazarlarda, eski bir sistemi yamamak yerine doğru sistemi en baştan kurmak mümkün.
Yapısal boşluk aslında bir avantaj
Olgun pazarlarda finansal altyapı katmanlıdır: Her işlemin altında onlarca yıllık kart rayları, takas sistemleri, muhabir bankacılık ilişkileri ve bankalara özel API’ler yatar. Bu yapıyı dönüştürmek son derece pahalıdır. Gelişmekte olan pazarlarda ise dezavantaj gibi görünen parçalılık aslında temiz bir sayfadır. Eski sistemlerin yükünü taşımak zorunda kalmadan anlık, mobil öncelikli ve uyumu baştan içinde barındıran bir altyapı tasarlayabilirsiniz.
Türkiye bunun çarpıcı bir örneği. Tüm işletmelerin %99,6’sı KOBİ. Bu işletmeler birbiriyle uyumsuz POS sistemlerine sahip onlarca bankayla çalışıyor, mutabakatı elle yapıyor ve nakit akışlarını tek bir yerden göremiyor. Bu boşluk bir pazar segmenti değil; pazarın ta kendisi.
Doğru model: uygulama değil, altyapı
Gelişmekte olan pazarlara giren fintek şirketlerinin çoğu nokta çözümler geliştiriyor: bir ödeme linki, bir dijital cüzdan, bir kredi ürünü. Bunlar dar bir sorunu çözüyor ama alttaki parçalılığa dokunmuyor. Bu on yılı şekillendirecek şirketler, ortak altyapı kuranlar olacak: Sürtünmeyi tek bir işlem türü için değil, bir işletmenin tüm finansal yaşamı boyunca azaltan sistemler.
Pionr’ın tezi tam olarak bu. Biz ürün geliştirmiyoruz; omurgayı inşa ediyoruz. Bir distribütörü ve tüm bayi ağını tahsilat, ödemeler, finansman ve hizmetlerden oluşan tek bir finansal altyapıda buluşturan bir sistem kuruyoruz. Böylece ağdaki her şirket, daha önce yalnızca en büyük oyunculara ayrılmış araçlara erişebiliyor.
Rekabet kalkanı olarak ağ etkileri
Altyapı işletmeleri, ürün işletmelerinin nadiren ulaşabildiği bir özelliğe sahiptir: Değer katlanarak büyür. Ağa eklenen her yeni distribütör, bayi ya da tedarikçi, ağı zaten içinde olan herkes için daha değerli hâle getirir. Kart ağlarında, telekom sektöründe ve internet platformlarında görülen bu dinamik, artık gelişmekte olan pazarlarda ticaret ağlarının finansal omurgasını kuran herkes için erişilebilir.
Fırsat penceresi açık. Köklü oyuncular yavaş hareket ediyor. Mevzuat çerçeveleri modernleşiyor. Ağa bağlanmayı bekleyen KOBİ’ler ise niş bir kitle değil; iş gücünün büyük kısmını istihdam ediyor ve ekonomik faaliyetin çoğunu üretiyorlar. Onlar için inşa etmek bir hayır işi değil. Bu, bu on yılın en büyük finansal altyapı fırsatı.